Cehennemle ilgili Ayetler

En Güzel Cehennemle ilgili Ayetler ve Hadisler – AL-İ İMRAN 12,106.Ayet
O inkârcı kâfirlere de ki, siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena bir döşektir. (3/12)

O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara: “İmanınızdan sonra küfrettiniz ha? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azabı tadın” (denecektir). (3/106)

NİSA 56.Ayet
Şüphesiz ki âyetlerimizi inkâr eden kâfirleri biz yarın bir ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye, kendilerine başka deriler vereceğiz. Çünkü, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (4/56)

ENAM 27,30,128.Ayet
Onların, ateşin üzerinde durduruldukları zaman: “Ne olurdu dünyaya döndürülseydik, Rabb’imizin âyetlerini yalanlamasaydık da müminlerden olsaydık” dediklerini bir görsen! (6/27)

Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman onları bir görsen! Rableri onlara şöyle der: “Bu, bir gerçek değil midir?”. Onlar da: “Rabbimize yemin ederiz ki gerçektir” derler. Rableri de onlara: “Öyleyse inkârınız sebebiyle azabı tadın!” der. (6/30)

(Allah), onların hepsini topladığı gün, cinlere: “Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız” der. İnsanlardan cinlerin dostu olanlar da şöyle derler: “Rabbimiz! Biz birbirimizden faydalandık. Nihayet bize tayin ettiğin vademize ulaştık”. Allah da:”Sizin durağınız cehennemdir. Orada, Allah’ın dilemesi müstesna, ebedi olarak kalacaksınız” der. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her şeyi bilendir. (6/128)

A’RAF 38,39,40,41,44,47,48,50,51.Aye t
Allah onlara: “Sizden önce geçmiş cin ve insan topluluklarıyla beraber cehennem ateşine girin!” der. Cehenneme giren her ümmet kendi din kardeşine lanet eder. Nihayet hepsi oraya toplandığında, sonrakiler öncekiler hakkında derler ki: “Rabbimiz ! İşte şunlar bizi doğru yoldan saptırdı. Onlara cehennem ateşinden kat kat azab ver”. Allah der ki: “Herkesin azabı kat kattır, fakat siz bilemezsiniz”. (7/38)

Öncekiler de sonrakilere derler ki: “Sizin bizden bir üstünlüğünüz yoktur. O halde yaptıklarınızdan dolayı azabı tadın”. (7/39)

Bizim âyetlerimizi yalanlayan ve onlara inanmaya tenezzül etmeyenler var ya, işte onlara göğün kapıları açılmayacak ve deve (veya halat) iğne deliğinden geçinceye kadar onlar cennete giremeyeceklerdir. İşte suçluları böyle cezalandırırız. (7/40)

Onlara cehennemde ateşten bir yatak, üstlerine de (ateşten) örtüler vardır. Biz zalimleri işte böyle cezalandırırız. (7/41)

Cennet ehli, cehennem ehline: “Rabbimizin bize vaad ettiğini gerçek bulduk. Siz de Rabbinizin size vaad ettiğini gerçek buldunuz mu?” diye seslenirler. Onlar da “evet” derler. Bunun üzerine aralarında bir çağırıcı şöyle seslenir: “Allah’ın laneti zalimler üzerine olsun! (7/44)

Gözleri cehennemlikler tarafına çevrilince de :”Rabbimiz! Bizi zalim toplulukla beraber eyleme!” derler. (7/47)

A’raftakiler yüzlerinden tanıdıkları kişilere seslenerek şöyle derler: “Ne topluluğunuz, ne de büyüklük taslamanız, size hiç bir yarar sağlamadı”. (7/48)

Cehennemdekiler, cennettekilere: “Bize biraz su akıtın veya Allah’ın size verdiği rızıktan bize de verin.” diye seslenirler. Cennettekiler de: “Allah, bunların ikisini de kâfirlere haram kıldı.” derler. (7/50)

Onlar ki, dinlerini bir eğlence ve oyun yerine koydular ve dünya hayatı kendilerini aldattı. Onlar, bugüne kavuşacaklarını nasıl unuttular ve âyetlerimizi nasıl inkâr ettilerse, biz de bugün onları öyle unuturuz. (7/51)

ENFAL 36,37.Ayet
Mallarını, Allah yolundan engellemek için sarfeden o kâfirler, hiç şüphesiz yine onu sarfedecekler. Varsın sarfetsinler, sonra o yüreklerine inen bir acı olacak, sonra da mağlup olacaklar. Zaten kâfirler toplanıp cehenneme gönderilecekler. (8/36)

Allah, murdarı temizden ayırdetmek için ve bir de murdar kısmını birbiri üzerine bindirip hepsini bir araya getirmek ve topunu birden cehenneme koymak için böyle yapar. İşte bunlar o hüsran içinde kalanların ta kendileridir. (8/37) Kaynakwh:

TEVBE 35.Ayet
O gün o altın ve gümüşlerin üstü cehennem ateşinde kızdırılacak da bunlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak (onlara): “İşte bu kendi canınız için saklayıp biriktirdiğiniz şeydir. Haydi şimdi tadın bakalım şu biriktirdiğiniz şeyin tadını!” denilecek. (9/35)

İBRAHİM 16,17,44.Ayet
Ardından da Cehennem vardır, orada kendisine irinli su içirilecektir. (14/16)

Onu yutmaya çalışacak, fakat boğazından geçiremeyecek ve her yandan ona ölüm gelecek, fakat o ölemez. Arkasından da çetin bir azab gelecektir. (14/17)

Ey Peygamber! İnsanları, azabın geleceği gün ile korkut. O gün, zalimler şöyle diyecekler: “Ey Rabbimiz! Bizi yakın bir zamana kadar ertele de senin davetine uyalım ve peygamberlere tâbi olalım.” Onlara: “Daha önce ahirete intikal etmeyeceğinize dair yemin etmemiş miydiniz?” denilir. 14/44)

HİCR 43,44.Ayet
“Şüphesiz ki onların hepsine vaad edilen yer cehennemdir.” (15/43)

“Cehennemin yedi kapısı vardır. O kapıların herbiri için birer grup ayrılmıştır.” (15/44)

NAHL 28,29.Ayet
(O kâfirler), kendilerine zulmetmiş kimseler olarak, meleklerin, canlarını aldıkları kimselerdir. O vakit onlar şöyle diyerek teslim olurlar: “Biz, bir kötülükten dolayı yapmıyorduk.” (Onlara): “Hayır, Allah sizin ne maksatla yaptığınızı elbette çok iyi bilendir.” (16/28)

“O halde içinde ebedî kalacağınız cehennemin kapılarından girin” denir. Kibirlenenlerin yeri ne kötüdür! (16/29)

İSRA 18.Ayet
Her kim peşin isterse, dünyada ona, istediğimiz kimseye, dilediğimiz kadarını peşin veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; kınanmış ve (rahmetimizden) kovulmuş olarak oraya girer. (17/18)

KEHF 29,99,100,102.Ayet
Ve de ki: O hak Rabbimizdendir. Artık dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin. Çünkü biz zalimler için öyle bir ateş hazırlamışız ki, duvarları, çepeçevre onları içine alacaktır. Eğer feryad edip yardım isteseler, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. O ne kötü bir içecek ve ne kötü bir dayanma yeri! (18/29)

Biz o gün (kıyamet günü) onları bırakıvermişizdir. Dalgalar halinde birbirlerine girerler, Sûr’a da üfürülmüştür. Böylece onların hepsini bir araya toplamışızdır. (18/99)

Ve cehennemi o gün kâfirlere öyle bir göstereceğiz ki! (18/100)

O kâfirler, beni bırakıp da kullarımı dostlar edineceklerini mi sandılar? Doğrusu biz cehennemi o kâfirlere bir konukluk olarak hazırladık. (18/102)

MERYEM 75.86.Ayet
Onlara de ki: “Kim sapıklık içinde ise, Rahmân ona mal ve evlatça ziyadelik ve azgınlığında mühlet verir. Nihayet kendilerine vaad edilen azabı, yahut kıyamet günü cehennemi gördükleri vakit, artık bilecekler kimin mevkii daha fena ve yardımcıları daha zayıfmış. (19/75)

Suçluları da susuz olarak cehenneme süreceğiz. (19/86)

EMBİYA 98,100.Ayet
Siz ve Allah’dan başka taptıklarınız, cehennemin yakıtısınız; oraya gireceksiniz. (21/98)

Orada onların bir inlemeleri vardır. Bunlar orada (sağır olup) bir şey de işitemezler. (21/100)

HAC 19,22.Ayet
Şu ikisi Rableri hakkında tartışmaya girmiş iki hasımdır. O’nu inkar edenler için ateşten elbiseleri biçilmiştir. Başlarının üstünden kaynar su dökülür. (22/19)

Uğradıkları gamdan (dolayı) oradan ne zaman çıkmak isteseler, her defasında oraya geri çevrilirler: “Yakıcı azabı tadın” denir. ). (22/22)

MÜ’MİNUN 102,103,104,105,106,107,108.Ay et
Böylece kimlerin tartıları ağır basarsa, işte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir. (23/102)

Kimlerin de tartıları hafif gelirse, artık bunlar da kendilerine yazık etmişlerdir; (çünkü onlar) ebedî cehennemdedirler. (23/103)

Orada dişleri sırıtır halde iken ateş yüzlerini yalar. (23/104)

(Allah Teâlâ,) Size âyetlerim okunurdu da, siz onları yalanlardınız değil mi?… der. (23/105)

Derler ki: Rabbimiz! Azgınlığımız bizi altetti; biz, bir sapıklar topluluğu idik. (23/106)

Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer bir daha (ettiklerimize) dönersek, artık belli ki biz zalim insanlarız.” (23/107)

(Allah) buyurur ki: Alçaldıkça alçalın orada! Bana konuşmayın artık. (23/108)

FURKAN 11,12,13,14,15,19,22,34.Ayet
Fakat onlar o saati (kıyameti) de yalanladılar. Biz ise o saati yalanlayanlara çılgın alevli bir ateş hazırladık. (25/11)

Ki, cehennem ateşi uzak bir mesafeden kendilerine görününce, onun bir hışımlanmasını (kaynamasını) ve uğultusunu işitirler. (25/12)

Elleri boyunlarına bağlı olarak onun dar bir yerine atıldıkları zaman da, oracıkta yok olmayı isterler. (25/13)

(Onlara şöyle denilir) Bu gün bir yok olmayı değil, nice yok olmaları isteyin! (25/14)

De ki: Bu mu daha iyi, yoksa takva sahiplerine vaad olunan ebedilik cenneti mi? Çünkü orası, onlar için bir mükafattır ve bir varış yeridir. (25/15)

(Bunun üzerine ötekilere hitaben şöyle denilir.) İşte (taptıklarınız) sizi söylediklerinizde yalancı çıkardılar. Artık ne (azabınızı) geri çevirebilir, ne de bir yardıma çare bulabilirsiniz ve içinizden kim zulmederse, ona büyük bir azab tattıracağız. (25/19)

Melekleri görecekleri gün, işte o gün, günahkarlara hiçbir sevinç haberi yoktur. Ve yasak yasak, diyeceklerdir. (25/22)

O yüzleri üstü cehenneme toplanacaklar var ya! işte onlar, yerleri en kötü, yolları en sapık olanlardır. (25/34)

ANKEBUT 25.Ayet
(İbrahim onlara) dedi ki: “Siz, sırf aranızdaki dünya hayatına has muhabbet uğruna Allah’ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet günü (geldiğinde) ise, kiminiz kiminizi tanımayacak, kiminiz kiminizi lanetleyecektir. Varacağınız yer cehennemdir. Ve hiç yardımcınız da yoktur.” (29/25)

RUM 16.Ayet
Âyetlerimizi ve âhiret buluşmasını yalan sayıp da küfredenlere gelince, işte onlar o zaman azab içinde hazır bulundurulurlar. (30/16)

SECDE 20.Ayet
Ama fâsıklık etmiş olanların barınakları ateştir. Oradan her çıkmak istediklerinde oraya geri çevrilirler ve kendilerine: “Haydi tadın o ateşin yalanlayıp durduğunuz azabını!” denir. (32/20)

FATIR 36,37.Ayet
İnkâr edenlere gelince, onlara cehennem ateşi vardır. Hüküm verilmez ki ölsünler, kendilerinden biraz azab da hafifletilmez. İşte biz her nankörü böyle cezalandırırız. (35/36)

Onlar, orada şöyle feryad ederler: “Ey Rabbimiz! Bizleri çıkar, yapageldiklerimizden başka salih bir amel yapalım.” (Onlara): “Size düşünecek olanın düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi? Hem size uyarıcı da gelmişti. O halde azabı tadın. Çünkü zalimleri kurtaracak yoktur.” (denir). (35/37)

ZÜMER 24,60,71,72.Ayet
O halde kıyamet günü zalimlere: “Tadın bakalım kazanıp durduklarınızı!” denilirken, o kötü azabdan yüzü ile korunacak kimse ne olur?(1) (39/24)

Hem o kıyamet günü görürsün ki, Allah’a karşı yalan söyleyenlerin yüzleri kararmıştır. Kibirlenenlerin yeri cehennem değil mi? (39/60)

İnkâr edenler bölük bölük cehenneme sevkedilmektedir. Nihayet oraya vardıklarında kapıları açılır ve bekçileri onlara: “İçinizden size Rabbinizin âyetlerini okuyan, bu gününüzle karşılaşacağınıza dair sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?” derler. Onlar da: “Evet geldi” derler. Fakat kâfirler üzerine azab kelimesi hak oldu. (39/71)

(Onlara): “Ebedî olarak içinde kalmak üzere girin cehennemin kapılarından” denir. Bak, büyüklük taslayanların yeri ne kötüdür! (39/72)

MÜ’MİN 76.Ayet
İçlerinde ebedî olarak kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Bak ne kötü o kibirlenenlerin yeri? (40/76)

TUR 16.Ayet
Girin oraya, ister sabredin ister etmeyin artık sizin için birdir. Siz hep yaptıklarınıza göre cezalandırılacaksınız” (denilecek). (52/16)

RAHMAN 43,44.Ayet
İşte bu, suçluların yalanladığı cehennemdir. (55/43)

Onunla kaynar su arasında dolaşırlar. (55/44)

VAKİA 56.Ayet
İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur . (56/56)

HADİD 13.Ayet
O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar o iman edenlere şöyle diyeceklerdir: “Bize bakın da sizin nurunuzdan alalım?” Onlara: “Arkanıza dönün de nur arayın!” denilir. Aralarına kapılı bir sur çekilir ki, onun içinde rahmet, dışında da azap vardır. (57/13)

TAHRİM 7.Ayet
(İnkâr edenlere): “Ey kâfirler! Bugün özür dilemeyin. Siz ancak işlediklerinizin cezasını çekeceksiniz.” (denilir.) . (66/7)

MÜLK 8,10,11.Ayet
Az daha öfkeden çatlayacak. Her ne zaman oraya bir topluluk atılsa, onun bekçileri onlara: “Size korkutucu bir peygamber gelmemiş miydi?” diye sorarlar. (67/8)

Ve derler ki: “Eğer biz dinleseydik, yahut düşünüp anlasaydık şu çılgın ateşin halkı arasında bulunmazdık!” (67/10)

Böylece günahlarını itiraf ederler. (Artık) o çılgın ateş halkı (Allah’ın rahmetinden) uzak olsunlar! (67/11)

MÜDDESSİR 26,42.Ayet
Ben onu Sekar’a (cehenneme) sokacağım. (74/26)

“Nedir sizi Sekar’a sokan?” diye. (74/42)

İNSAN 4.Ayet
Çünkü biz, kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli bir ateş hazırlamışızdır. (76/4)

NEBE 21,30.Ayet
Kuşkusuz Cehennem gözetleme yeri olmuştur. (78/21)

(Onlara): “Şimdi tadın (cezanızı). Artık size azabınızı artırmaktan başka bir şey yapmayacağız” (denir). (78/30) Kaynakwh:

GAŞİYE 4-5-6-7 .Ayet
Kızışmış bir ateşe girer. (88/4)

Onlara kızgın bir kaynaktan su verilir. (88/5)

Onlar için kuru bir dikenden başka yiyecek de yoktur. (88/6)

O da ne besler, ne de açlığı giderir. (88/7)

BELED 20.Ayet
Onların üzerlerine bir ateş bastırılıp kapıları kapanacaktır. (90/20)

LEYL 14-15.Ayet
Ben sizi köpürdükçe köpüren bir ateşe karşı uyardım. (92/14)

Ona ancak en azgın olan girer. (92/15)

BEYYİNE 6.Ayet
Kâfirler, gerek kitap ehlinden olsun gerek puta tapanlardan olsun muhakkak, cehennem ateşindedirler. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Onlar, insanların en şerlileridir. (98/6)

KARİ’A 8-9-10-11.Ayet
Kimin tartıları hafif gelirse, onun anası da (varacağı yer, sığınacağı durağı) hâviye (uçurum)dır. (101/8-9)

O uçurumun ne olduğunu sen nereden bileceksin? (101/10)

O, kızgın bir ateştir. (101/11)

HÜMEZE 1-2-3-4-5-6-7-8-9 .Ayet
Mal toplayıp onu tekrar tekrar sayan, insanları arkadan çekiştirip, kaş göz hareketleriyle alay edenlerin (hümeze ve lümezenin) vay haline! (104/1-2)

Malının, kendisini ebedi yaşatacağını sanır. (104/3)

Hayır, andolsun ki, o hutame (cehennem)ye atılacaktır. (104/4)

Hutame’nin ne olduğunu bilir misin? (104/5)

O, kalplerin içine işleyecek, Allah’ın tutuşturulmuş bir ateşidir. (104/6-7)

Cehennemlikler, dikilmiş direklere bağlı oldukları halde, o ateşin kapıları üzerlerine kapatılacaktır. (104/8-9)

TEKASUR 5-6-7.Ayet
Hayır! Eğer kesin bilgi ile bilseniz, elbette cehennemi görürsünüz. (102/5-6)

Sonra, yemin olsun ki, cehennemi yakin gözüyle göreceksiniz. (102/7)

TEBBET 1-2-3-4-5.Ayet
Ebu Leheb’in elleri kurusun (yok olsun o), zaten yok oldu ya. (111/1)

Ne malı ne de kazandığı onu kurtaramadı.(111/2)

(O), alevli bir ateşe girecektir. (111/3)

Karısı da odun hamalı olarak (onunla beraber girecektir). (111/4)

Boynunda da hurma lifinden bir ip olacaktır. (111/5)

5061 – Hz Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
cennet ve cehennemle ilgili hadisler “Allah Teâla hazretleri ferman etti ki: “Ben Azimu’ş-Şân, salih kullarım için gözlerin görmediği, kulakların işitmediği ve insanın hayal ve hatırından hiç geçmeyen nimetler hazırladım” Ebu Hureyre ilaveten dedi ki:
“Dilerseniz şu ayet-i kerimeyi okuyun (Mealen): “Yaptıklarına karşılık Allah katında onlar için göz aydınlığı olacak ne mükâfaatların saklandığını kimse bilemez” (Secde 17)
Buhari, Bed’ü’l-Halk 8, Tefsir, Secde 1, Tevhid 35; Müslim, Cennet 2, (2824); Tirmizi, Tefsir, (3195)
5062 – Buhari, bir diğer rivayetinde şu ziyadeyi kaydeder: “Sehl İbnu Sa’d anlatıyor -deyip, hadisin aynısını kaydettikten sonra- der ki: “Muhammed İbnu Ka’b dedi ki: “Onlar Allah için ameli gizli tuttular Allah da onların sevabını gizli tuttu Kullar yanına gelince onları nimete boğacak”
Hadis, bu muhtevada olarak Buhari’de mevcut değildir Hâkim’in el-Müstedrek’inde mevcuttur (2, 413-414)
5063 – Yine Sa’d İbnu Sa’d radıyallahu anh anlatıyor: “Ey Allah’ın Resûlü dedim, insanlar neden yaratıldı?”
“Sudan!” buyurdular
“Ya cennet?” dedim, o neden inşa edildi?”
“Gümüş tuğladan ve altın tuğladan! Harcı da kokulu misk Cennetin çakılları inci ve yakuttan, toprağı da zâferandır Ona giren nimete mazhar olur, eziyet görmez, ebediyet kazanır, ölümle karşılaşmaz Elbisesi eskimez, gençliği kaybolmaz”
Aleyhissalâtu vesselâm sözlerine şöyle devam buyurdular: “Üç kişi vardır duaları reddedilmez (mutlaka kabul edilir):
-Âdil imâm (devlet başkanı)
-İftarını yaptığı zaman oruçlu
-Zulme uğrayanın duası
Allah, (mazlumun) duasını bulutların fevkine çıkarır ve onlara sema kapıları açılır ve Allah Teâla Hazretleri:
“İzzetime yemin olsun! Vakti uzasa da, duanı mutlaka kabul edeceğim!” buyurur”
Tirmizi, Cennet 2, (2528)
5064 – Hz Ebu Musa radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Gümüşten iki cennet vardır Kapları ve içinde bulunan diğer şeyleri de gümüştendir Altından iki cennet vardır, kapları ve içlerinde bulunan diğer eşyaları da hep altındandır Adn cennetinde, cennetliklerle Rablerini görmeleri arasında Allah’ın veçhindeki rıdâu’l-kibriyadan (büyüklük perdesinden) başka bir şey yoktur”
Buhari, Tefsir, Rahman 1, 2, Bedu’l-Halk 8, Tevhid 24; Müslim, İman 180, (296); Tirmizi, Cennet 3, (2530)
5065 – Yine aynı kaynaklarda şu rivayet gelmiştir: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cennette, mü’min için, içi boş tek bir inciden bir çadır vardır -Bir rivayette- Genişliği altmış mildir Her köşesinde bir refikası bulunur, hiçbiri diğerini görmez, mü’min bunların herbirini dolaşır”
Buhari, Bed’ü’l-Halk 8, Tefsir, Rahman 1, 2, Tevhid 24; Müslim, Cennet 23, (2838); Tirmizi, Cennet 3, (2530)
5066 – Hz Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cennette yüz derece vardır Her iki derece arasında yüz yıl(lık yürüme mesafesi) vardır”
Tirmizi, Cennet 4, (2531)
5067 – Ubâde İbnu’s-Sâmit radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cennette yüz derece vardır Her bir derecenin diğer derece ile arası, sema ile arz arası kadar geniştir Firdevs bunların en yukarıda olanıdır Cennetin dört nehri buradan çıkar Bunun üstünde Arş vardır Allah’tan cennet istediğiniz vakit Firdevs’i isteyin”
Tirmizi, Cennet 4, (2533)
5068 – Ebu Said radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cennette yüz derece vardır Bütün alemler bunlardan birinin içinde toplansalar, hepsini de kuşatır, istiab eder”
Tirmizi, Cennet 4, (2534)
5069 – Hz Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cennette bir ağaç vardır ki, binekli bir kimse yüz yıl gölgesinde yürüse onu katedemez İsterseniz şu ayeti okuyun: (Mealen) “Daimi gölgededirler, çağlayıp duran su başlarındadırlar” (Vâkı’a 30-31)
Tirmizi, Tefsir, Vakıa, (3289), Cennet 1, (2525)
5070 – Hz Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Cennette hiçbir ağaç yoktur ki gövdesi, altından olmasın”
Tirmizi, Cennet 1, (2527)
5071 – Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cennette, yay kadar bir yer, güneşin üzerine doğduğu veya battığı şeyden (dünyadan) daha hayırlıdır”
Buhari, Bed’ü’l-Halk 8, Tefsir, Vakı’a 1; Müslim, Cennet 6, (2826); Tirmizi, Cennet 1, (2525)
Tirmizi, Hz Enes’ten şu ziyadede bulunmuştur: “Sizden birinizin yayı kadar veya kamçısı kadar cennetteki bir yer, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır Cennet ehlinden bir kadın, arz ehline görünecek olsa, dünya ve içindekileri aydınlatır, arzla semâ arasını güzel koku ile doldururdu, onun başörtüsü dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır”
5072 – Sa’d İbnu Ebi Vakkâs radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Cennette olan şeyden bir tırnağın azalttığı miktar, semavat ve dünya arasında dört ciheti de tezyin etmiş olarak görünürdü Eğer cennet ehlinden bir adam dünya ehline zuhûr etse ve bilezikleri görünse o(nun şavkı) güneşin ziyasını bastırırdı, tıpkı güneşin, yıldızların ziyasını bastırması gibi”
Tirmizi, Cennet 7, (2541)
5073 – Hz Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Sidretü’l-Müntehâ’ya çıkarıldım Orada dört nehir gördüm: İki nehir zâhirdi, iki nehir de bâtın Zâhir olan iki nehir Nil ve Fırat nehirleriydi Bâtın olanlar da cennetin iki nehri idi”
Buhari, Eşribe 12; Müslim, İman 264, (164)
5074 – Hz Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: “Bir adam Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a: “Cennette at var mı?” diye sordu Aleyhissalatu vesselam da:
“Allah Teâla Hazretleri seni cennete koyduğu takdirde, kızıl yâkuttan bir at üzerinde orada dolaşmak isteyecek olsan, o seni istediğin her yere uçuracaktır” buyurdular Bunun üzerine diğer biri de:
“Cennette deve var mı?” diye sordu Ama buna Aleyhissalatu vesselam öncekine söylediği gibi söylemedi Şöyle buyurdular:
“Eğer Allah seni cennete koyarsa, orada canının her çektiği, gözünün her hoşlandığı şey bulunacaktır”
Tirmizi, Cennet 11, (2546)
5075 – Hz Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cennette siyah gözlülerin (hurilerin) toplanma yerleri vardır Orada, benzerini mahlukâtın hiç işitmediği güzel bir sesle şarkı okurlar ve şöyle söylerler:
“Bizler ebedileriz, hiç ölmeyiz!
Bizler nimetlere mazharız, fakr bilmeyiz!
Rabbimizden razıyız, mükedder olmayız!
Kendisinin olduğumuz beylerimize ne mutlu!”
Tirmizi, Cennet 24, (2567)
5076 – Hz Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cennet ehlinin bir çarşısı vardır Her cuma oraya gelirler Derken kuzey rüzgârı eser, elbiselerini ve yüzlerini okşar Bunun tesiriyle hüsün ve cemalleri artar Böylece ailelerine, daha da güzelleşmiş olarak dönerler Hanımları:
“Vallahi, bizden ayrıldıktan sonra sizin cemal ve güzelliğiniz artmış!” derler Erkekler de:
“Sizler de, Allah’a kasem olsun, bizden sonra çok daha güzelleşmişsiniz!” derler”
Müslim, Cennet 13, (2833)
5077 – Hz Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Cennette bir çarşı vardır Ancak orada ne alış, ne de satış vardır Sadece erkek ve kadın sûretleri vardır Erkek bunlardan bir suret arzu ederse o sûrete girer”
Tirmizi, Cennet 15, (2553)

CEHENNEMİN EVSAFI
5078 – Hz Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Yaktığınız ateş var ya, bu, cehennem ateşinin yetmiş cüzünden bir cüzdür!” buyurmuştu (Yanındakiler):
“Zaten bu ateş, vallahi (âsileri cezalandırmaya ahirette) yeterliydi” dediler Aleyhissalâtu vesselâm:
“Cehennem ateşi öbürüne altmışdokuz kat üstün kılındı Her bir kat’ın harareti, bunun mislindedir”
Buhari, Bed’ü’l-Halk 10; Müslim, Cennet 29, (2843); Muvatta, Cehennem 1, (2, 994); Tirmizi,
Cehennem 7, (2592)
5079 – Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cehennem ateşi bin yıl yakıldı Öyle ki kıpkırmızı oldu Sonra bin yıl daha yakıldı, öyle ki beyazlaştı Sonra bin yıl daha yakıldı Şimdi o siyah ve karanlıktır”
Tirmizi, Cehennem 8, (2594); Muvatta, Cehennem 2, (2, 994) Metin Tirmizi’ye aittir
5080 – Ebu Saidi’l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cehennemi kuşatan surun dört (ayrı) duvarı vardır Her duvarın kalınlığı kırk yıllık yürüme mesafesi kadardır”
Tirmizi, Cehennem 4, (2587)
5081 – Hasan Basri rahimehullah anlatıyor: “Utbe İbnu Gazvân radıyallahu anh, Basra’da minberde (hutbe esnasında) dedi ki:
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bize şöyle buyurmuşlardı: “Cehennemin kıyısından büyük bir taş bırakıldı Bu taş yetmiş yıl aşağı doğru düştü de henüz dibe ulaşmadı”
(Utbe İbnu Gazvân, devamla) der ki: “Hz Ömer radıyallahu anh: “Ateşi çok zikredip hatırlayın Zira onun harareti pek şiddetlidir; derinliği çok fazladır, çengelleri demirdendir” buyurdu”
Tirmizi, Cehennem 2, (2578)
5082 – Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Veyl, cehennemde bir vadidir Kâfir orada, kırk yıl batar da dibine ulaşamaz”
Tirmizi, Tefsir, Enbiya, (3164)
5083 – İbnu Abbas radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Eğer zakkûmdan, dünyaya tek damla damlatılacak olsa, bu dünya ehlinin yiyeceklerini ifsad ederdi Öyleyse, yiyecek ve içeceği zakkum olan cehennemliğin hali ne olur (anlayın)!”
irmizi, Cehennem 4, (2588)
5084 – Hz Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cehennem, Rabbine şikayet ederek: “Ey Rabbim! Bir parçam diğer bir parçamı yemektedir” dedi bununn üzerine, Allah Teâla hazretleri ona, iki nefes almaya izin verdi: Bir nefes kışta, bir nefes de yazda (Yazdaki nefesi) sizin rastladığınız en şiddetli sıcaktır (Kıştaki nefesi de) sizin rastladığınız en şiddetli (soğuk olan) zemherirdir”
Buhari, Bed’ü’l-Halk 10; Müslim, Mesacid 185, (617); Tirmizi, Cehennem 9, (2595)
5085 – Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Kıyamet günü, ateşten bir parça, boyun şeklinde uzanır Bunun, gören iki gözü, işiten iki kulağı, konuşan bir dili vardır Der ki: “Ben üç takım (insanı cezalandırmak) için vazifelendirildim: Allah’la birlikte bir başka ilaha dua eden kimse, bile bile zulmeden cebbâr, tasvirciler”
Tirmizi, Cehennem 1, (2577)
5086 – İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Kıyamet günü cehennem, yetmişbin yuları olduğu halde getirilir Her yularında, onu çeken yetmişbin melek vardır”
Müslim, Cennet 29, (2842); Tirmizi, Cehennem 1, (2576)
5087 – Mücahid anlatıyor: “İbnu Abbâs radıyallahu anhüma bana: “Cehennemin genişliği ne kadardır, biliyor musun?” diye sordu Ben: “Hayır!” deyince: “Doğru, Allah’a yemin olsun, bilemezsin!” dedi ve ilave etti: “Bana Hz Aişe radıyallahu anha dedi ki: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm ‘a:
“Kıyamet günü Arz toptan O’nun bir kabzasıdır (tam tasarrufundadır) Gökler de O’nun sağ eliyle dürülmüşlerdir” (Zümer 67) âyetinden sormuş ve:
“Bu sırada insanlar nerede olurlar (ey Allah’ın Resûlü)” demiştim Aleyhissalatu vesselam: “Cehennem köprüsünde!” cevabını verdi”
Tirmizi, Tefsir, Zümer, (3242)

CENNET VE CEHENNEMİN MÜŞTEREK YÖNLERİ
5088 – Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Allah Teâla Hazretleri cenneti yarattığı zaman Cibril aleyhisselâm’a:
“Git ona bir bak!” buyurdular O da gidip cennete baktı ve: “(Ey Rabbim!) Senin izzetine yemin olsun, onu işitip de ona girmeyen kalmayacak, herkes ona girecek!” dedi (Allah Teâla Hazretleri) cennetin etrafını mekruhlarla çevirdi Sonra: “Hele git ona bir daha bak!” buyurdu Cebrail gidip ona bir daha baktı Sonra da:
“Korkarım, ona hiç kimse girmeyecek!” dedi Cehennemi yaratınca, Cebrail’e:
“Git, bir de şuna bak!” buyurdu O da gidip ona baktı ve:
“İzzetine yemin olsun, işitenlerden kimse ona girmeyecektir!” dedi Allah Teâla hazretleri de onun etrafını şehvetlerle kuşattı Sonra da:
“Git ona bir kere daha bak!” dedi O da gidip ona baktı Döndüğü zaman:
“İzzetine yemin olsun, tek kişi kalmayıp herkesin ona gireceğinden korkuyorum!” dedi”
Ebu Davud, Sünnet 25, (4744); Tirmizi, Cennet 21, (2563); Nesai, Eyman 3, (7, 3)
5089 – Hz Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cennetin etrafı mekârihle (nefsin hoşlanmadığı şeylerle) sarılmıştır Cehennemin etraf ı da şehevi (nefsin arzuladığı, cazip) şeylerle sarılmıştır”
Sahiheyn’de, Ebu Hureyre’den bu rivayet aynen gelmiştir Ancak iki yerde “huffet” (=sarılmış) kelimesine bedel “hucibet” (=örtülmüş) kelimesi kullanılmıştır
5090 – Yine Hz Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cehennem, içerisine âsiler atıldıkça: “Daha var mı?” demekten geri durmaz Bu hal, Rabbu’l-İzze’nin cehennemin üzerine ayağını koyup, iki yakasını dürüp birleştirmesine kadar devam eder İşte o zaman cehennem:
“Yeter, yeter İzzet ve keremine yemin olsun yeter!” der Cennette fazlalık devam eder Allah, ona mahsus yeni bir halk yaratır ve bunları cennetin fazla kısmına yerleştirir”
Buhari, Tefsir, Kaf 1, Eyman 12, Tevhid 7; Müslim, Cennet 37, (2848); Tirmizi, Tefsir, Kâf, (3268)

CENNETLİKLER
5091 – Sehl İbnu Sa’d radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cennet ehli, gurfelerde kalanları seyrederler, tıpkı gökteki yıldızları seyretmeniz gibi”
Buhari, Rikak 51; Müslim, Cennet 10, (2830)
5092 – Ebu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cennet ehli gurfelerde kalanları (ehl-i guraf) görürler Tıpkı, ufukta doğudan batıya giden inci gibi parlak yıldızları gördüğünüz gibi Aralarındaki fazilet farkı, (gurfe ehlini) böyle yukarıda gösterir”
Bunun üzerine Ashâb: “Ey Allah’ın Resûlü! Bu söylediğiniz, peygamberlerin makamı olmalı, başkaları oraya ulaşamamalı!” dedi Ancak Aleyhissalatu vesselâm:
“Hayır! Ruhumu kudret elinde tutan Zât’a yemin olsun! Gurfelerde kalanlar (peygamberler değiller), Allah’a inanıp peygamberleri tasdik eden kimselerdir!” buyurdular”
Buhari, Bed’u’l-Halk 8; Müslim, Cennet 11, (2831)
5093 – Hz Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cennete ilk girecek zümre, dolunay gecesindeki ay suretindedir Onu takip eden zümre, parlaklık yönüyle gökteki en büyük yıldız gibidir Cennetlikler bevletmezler, büyük abdest de bozmazlar, tükürmezler, sümkürmezler de Tarakları altındandır, terleri misktir Buhurdanları öd ağacından, zevceleri kara gözlü hurilerden olacak Onlar ataları Âdem’in yaratılışı üzere, altmış zirâ boyunda tek bir adam suretinde olacaklar”
Buhari, Bed’ü’l-Halk 8, Enbiya 1; Müslim, Cennet 15, (2834); Tirmizi, Cennet 7, (2540)
5094 – Hz Câbir radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm : “Cennet ehli cennette yerler ve içerler ancak tükürmezler, küçük ve büyük abdest bozmazlar, sümkürmezler de!” buyurmuştu Ashab:
“Peki yedikleri ne olur?” diye sordular Aleyhissalatu vesselam:
“Geğirmek ve misk sızıntısı gibi ter! Onlara tıpkı nefes ilham olunduğu gibi tesbih ve tahmid ilham olunur”
Müslim, Cennet 18, (3835); Ebu Davud, Sünnet 23, (4741)
5095 – Ebu Said el-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Bir kimse cennetlik olarak ölünce, büyük veya küçük, yaşı ne olursa olsun, otuz yaşında bir kimse olarak cennete girer ve artık bu yaş ebediyyen değişmez Cehennemlikler için de durum böyledir”
Tirmizi, Cennet 23, (2565)
5096 – Hz Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cennet ehlinin vücudu kılsız, yüzü sakalsız, gözleri sürmelidir, gençlikleri zail olmaz, elbiseleri eskimez”
Tirmizi, Cennet 8, (2542)
Tirmizi’nin bir rivayetinde şu ziyade var: “Cennetliklerin başlarında taçlar vardır Taçtaki tek bir inci, meşrık ile mağrib arasını aydınlatır”
5097 – Ebu Rezin el-Ukayli radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cennet ehlinin çocuğu olmaz, (orada doğum yoktur)”
Tirmizi, Cennet 23, (2566)
5098 – Hz Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Mü’mine cennette şu şu kadar (kadınla) cima gücü verilir!” buyurmuşlardı Kendisine:
“Ey Allah’ın Resûlü! Buna tâkat getirilebilir mi?” diye soruldu
“Yüz (kişinin) gücü verilir! (Böyle olunca takat getirir!)” buyurdular”
Tirmizi, Cennet 6, (2539)
5099 – el-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Kıyamet günü arz, tek bir çörek olacak Cebbâr (olan Allah Teâla hazretleri), onu, cennetliklere azık olarak elinde çevirecektir, tıpkı sizin sefer sırasında çöreğinizi çevirdiğiniz gibi!” Bu sırada bir yahudi gelerek:
“Ey Ebu’l-Kâsım! Rahman (olan Allah) seni mübarek kılsın! Kıyamet günü cennet ehlinin (iştah açıcı) ikramı ne olacak haber vereyim mi?” dedi Efendimiz:
“Söyle bakalım!” buyurdular Adam, tıpkı Aleyhissalâtu vesselâm’ın söylediği gibi:
“Arz, tek bir çörek olur!” dedi Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bize baktılar Sonra azı dişleri görününceye kadar tebessüm buyurdular ve:
“Peki cennet ehlinin katıklarını sana haber vereyim mi?” dediler Adam: “Buyurun!” dedi Aleyhissalatu vesselam:
“Bâlâm ve nûn!” buyurdular Adam:
“Bu nedir?” dedi Aleyhissalatu vesselam:
“Öküz ve balıktır Bunların ciğerlerinin kenarından yetmişbin kişi yer” buyurdular”
Buhari, Rikak 44; Müslim, Münafikûn 30, (2792)
5100 – el-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cennet ehlinden derecesi en düşük olanın seksenbin hizmetçisi, yetmişiki zevcesi vardır Onun için inciden, zebercedden ve yakuttan bir çadır kurulur Bu çadır, Câbiye’den San’a’ya kadar uzanan bir büyüklüktedir”
Tirmizi, Cennet 23, (2565)
5101 – İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cennet ehlinin mertebece en düşük olanı o kimsedir ki: Bahçelerine, zevcelerine, nimetlerine, hizmetçilerine, koltuklarına bakar Bunlar bin yıllık yürüme mesafesini doldururlar
Cennetliklerin Allah nezdinde en kıymetli olanları ise, vech-i ilahiye sabah ve akşam nazar ederler”
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm sonra şu ayeti okudu (Meâlen): “Yüzler vardır, o gün ter ü tâzedir, Rablerini görecektir” (Kıyamet 22-23)
Tirmizi, Cennet 17, (2556), Tefsir, Kıyamet (3327)
5102 – Mugire İbnu Şu’be radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Hz Musa aleyhisselâm Rabbine sordu:
“Derece itibariyle cennet ehlinin en düşüğü nasıldır?” Rab Teâla buyurdu: “O, cennet ehli cennete dahil edildikten sonra gelecek olan bir adamdır ki kendisine:
“Cennete gir!” denilir Adam:
“Ey Rabbim nasıl gireyim Herkes yerlerine yerleşti, mekanlarını tuttu!” der Ona şöyle denilir:
“Sana dünya meliklerinden birinin mülkü kadar mülk verilmesine razı mısın?”
“Rabbim, razıyım!” der Rab Teâla:
“Sana bu verilmiştir Onun misli, onun misli, onun misli, onun misli de”
Adam beşincide:
“Ey Rabbim razı oldum (yeter!)” der Rab Teâla:
“Bu sana verildi, on misli daha verildi Ayrıca gönlün her ne isterse, gözün neden zevk alırsa, sana hep verilmiştir!” buyurur Adam:
“Rabbim razı oldum(yeter!)” der (Hz Musa sormaya devam eder):
“Ya derecesi en üstün olan (nasıldır)?”
“İşte irade ettiklerim bunlardı Onların keramet fidanlarını kendi elimle diktim ve üzerlerine mühür vurdum Onlara hazırladığımı, ne bir göz görmüş ne bir kulak işitmiştir, hiçbir beşer kalbine de hutur etmemiştir”
Müslim, İman 312, (189); Tirmizi, Tefsir, Secde, (3196)
5103 – Ebu Sa’id el-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Allah Teâla hazretleri cennet ehline;
“Ey cennet ahalisi!” diye seslenir Onlar:
“Ey Rabbimiz, buyur! Ebrine âmâdeyiz! Hayır senin elindedir!” derler Rab Teâla:
“Razı oldunuz mu? diye sorar Onlar:
“Ey Rabbimiz! Razı olmamak ne haddimize! Sen bize mahlûkatından bir başkasına vermediğin nimetler verdin!” derler Rab Teâla:
“Ben sizlere bundan daha fazlasını vereyim mi?” der Onlar:
“Bu verdiklerinden daha üstün ne olabilir?” derler Rab Teâla:
“Size rızamı helal kıldım Artık, size ebediyen gadab etmeyeceğim!” buyururlar”
Buhari, Rikâk 51, Tevhid 38; Müslim, Cennet 9, (2829); Tirmizi, Cennet 18, (2558)
5104 – Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Bana cennete giren ilk üç kişi arzedildi Bunlardan biri şehid, biri iffetli olan (ve azla yetinerek) iffetini koruyan, biri de Allah’a ibadetini güzel yapan ve efendilerine hayırhah olan bir köle idi”
Tirmizi, Fezâilu’l-Cihad 13, (1642)
5105 – Harise İbnu Vehb radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: “Size cennet ehlini haber vereyim mi?” buyurdular Ashab:
“Evet ey Allah’ın Resûlü” dedi Aleyhissalatu vesselâm:
“Her bir biçare addedilen zayıf kimsedir Bu kimse, bir hususta Allah’a yemin etse, Allah onun dilediğini yerine getirirek tebrie eder ve hânis kılmaz” buyurdu ve tekrar sordu:
“Size cehennem ehlini haber vereyim mi? Bunlar kaba, cimri ve kibirli kimselerdir”
Buhari, Tefsir, Nûn 1, Edeb 61, Eymân 9; Müslim, Cennet 46, (2853); Tirmizi, Cehennem 13, (2608)
5106 – Ebu Davud’da Harise radıyallahu anh’tan gelen bir rivayette, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurmuştur:
“Cennete ne zengin cimri, ne de kaba merhametsiz girer”
Ebu Davud, Edeb 8, (4801)

CEHENNEMLİKLER
5107 – Nu’mân İbnu Beşir radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cehennemliklerin azab cihetiyle en hafif olanı, ayağında ateşten bir nalın ve nalın bağı olan kimsedir ki, ayağındakiler sebebiyle, tıpkı tencerenin kaynaması gibi, başında dimağı kaynar Öyle tahammülfersa bir azam duyar ki, azabca insanların en hafifi olduğu halde, kendinden şiddetli azab çeken olmadığını zanneder”
Buhari, Rikâk 8; Müslim, İman 363, (213); Tirmizi, Cehennem 12, (2607)
5108 – Semüre İbnu Cündeb radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“(Cehennemlikler derece derecedir) Bir kısmı vardır, ateş onları topuğuna kadar yakalar, bir kısmı vardır, dizlerine kadar yakalar, bir kısmı vardır kemere kadar yakalar, bir kısmı vardır köprücük kemiğine kadar yakalar”
Müslim, Cennet 33, (2845)
5109 – Ebu’d-Derda radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cehennem ehline açlık musallat edilir Bu, içinde bulundukları azaba eşit dereceye ulaşır Açlığa karşı yardım talep ederler Onlara besleyici olmayan ve açlığı gidermeyen darî’ (denen dikenli bir ot) verilir Tekrar yiyecek isterler, bu sefer de boğazda tıkanıp kalan bir yiyecekle imdat edilir (Bu da boğazlarında takılır kalır, ne ileri geçer, ne de geri gelir) Derken, dünyada iken, bu durumda, bir içecekle takılan lokmaları kaydırdıklarını hatırlarlar ve bir içecek talep ederler Kendilerine demir kancalar bulunan kaplarda kaynar sular verilir Bu kaplar, yüzlerine yaklaştırılınca, yüzlerini dağlayıp atar Su karınlarına girince, içerilerini param parça eder Bu sefer de:
“Cehennemin bekçilerini çağırın, ola ki azabımızı biraz hafifletir!” derler Onları çağırırlar Onlar gelince:
“Size peygamberleriniz bu halleri açıklayan haberleri getirmemiş miydi?” derler Onlar:
“Evet getirmişti (ama dinlemedik)” derler Bunun üzerine, bekçiler:
“Siz isteyin durun! Kâfirlerin istekleri (burada) boşadır!” derler” (Gâfir 50) Cehennemlikler bekçilerden ümidi kesince:
“(Cehenneme müvekkel melek) Mâlik’i çağırın!” derler (Mâlik gelince):
“Ey Mâlik, (söyle de) Rabbin bizim hakkımızda ölüme hükmetsin!” derler Mâlik de onlara:
“Hayır! (Siz burada canlı olarak ebedi) kalıcılarsınız!” diye cevap verecek” (Zuhruf 77)
(Hadisin ravilerinden) A’meş rahimehullah der ki: “Bana bildirildi ki, cehennemliklerin Mâlik’e yalvarmaları ile Mâlik’in onlara verdiği cevap arasında bin yıllak zaman geçecektir Cehennemlikler, bu sefer aralarında:
“Rabbinize dua edin, sizin için O’ndan daha hayırlı kimse yok!” diyecekler ve elbirlik şöyle yakaracaklar:
“Ey Rabbimiz, bedbahtlığımız bize galebe çalmıştı, biz gerçekten sapıtmış kimselerdik Ey Rabbimiz bizi bundan çıkar Eğer (yine) küfre dönersek artık hiç şüphesiz ki zâlimlerden oluruz” (Mü’minûn 106-107) Rab Teâl, onlara: “Cehennemin içine yıkılıp gidin! Bana bir şey söylemeyin!” diyecek” (Mü’minûn 108)
Resûlullah devamla dedi ki: “Bu cevap üzerine, cehennem ehli her çeşit hayırdan ümidlerini keserler; hıçkırmaya, nedâmet etmeye, dövünüp yırtınmaya başlarlar”
Tirmizi, Cehennem 5, (2589)
5110 – Hz Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cehennemliklerin tepelerine kaynar su dökülür Bu su, vücudlarının içine nüfuz eder, öyle ki karınlarına kadar ulaşır; içlerinde ne var ne yok, söker atar ve ayaklarını delip geçer Bu hâdise “Bununla karınlarının içinde ne varsa hepsi ve derileri eritilecektir” (Hacc 20) ayetinde zikri geçen eritme (es-Sahru) hâdisesidir Sonra (eriyen cesedleri) eski haline iade edilir”
Tirmizi, Cehennem 4, (2585)
5111 – Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Kâfirin cehennemdeki bir azı dişi Uhud dağı kadardır Derisinin kalınlığı da üç gecelik yol mesafesidir”
Müslim, Cennet 44, (2851); Tirmizi, Cehennem 3, (2580, 2581, 2582)
5112 – İbnu Ömer radıyallahu anhüma anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Kâfir, bir iki fersah uzunluğundaki dilini Kıyamet günü yerde sürür, (Mevkıf’te) insanlar onun üzerine basarlar”
Tirmizi, Cehennem 3, (2583)
5113 – Hz Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Kıyamet günü ilk çağrılacak olan, Hz Âdem’dir Hak Teâla Hazretleri:
“Ey Âdem!” der Hz Âdem:
“Buyur ey Rabbim, emrindeyim!” der Rabb Teâla:
“Zürriyyetinden cehenneme girecekleri ayır!” emreder Âdem:
“Ey Rabbim ne miktarını ayırayım?” diye sorar Rabb Teâla:
“Her yüzden doksandokuzunu!” ferman buyurur”
(Ashab bu esnada atılıp): “Ey Allah’ın Resûlü! Bizden geriye ne kaldı?” derler Aleyhissalâtu vesselâm:
“Benim ümmetim, diğer ümmetler yanında siyah öküzün başındaki beyaz tüy gibi (az)dır!” buyurdular”
Buhari, Rikak 45
5114 – Yine Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Hz İbrahim aleyhisselâm, Kıyamet günü, babası Azer’i (yüzü) üzerinde bir siyahlık ve toz toprak olduğu halde görür Babasına:
“Ben sana dünyada iken, “Bana, âsi olma!” demedim mi?” der Babası ona:
“İşte bugün ben artık sana âsi olmayacağım!” der Bunun üzerine İbrahim aleyhisselâm:
“Ey Rabbim! Sen yeniden diriltilme gününde beni rüsvay etmeyeceğini vaadetmiştin Rahmetten uzak babamın halinden daha rüsvay edici başka ne var?” diye yakarır Allah Teâla Hazretleri:
“Ben cenneti kâfirlere haram kıldım!” cevabında bulunur Sonra şöyle nida edilir:
“Ey İbrahim, ayaklarının altında ne var, biliyor musun?” İbrahim yere bakar ve kana bulanmış bir sırtlan görür Derhal ayaklarından tutulup ateşe atılır (İşte bu, İbrahim’in babasıdır, o çirkin surete sokulmuştur)”
Buhari, Enbiya 8, Tefsir, Şu’arâ 1

CENNETLİKLERİN VE CEHENNEMLİKLERİN MÜŞTEREKEN ZİKREDİLDİĞİ HADİSLER
5115 – Hz Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cennet ve cehennem, aralarında (ihtilaf ederek Allah nezdinde) dâvâ açtılar Cehennem:
“Ben, mütekebbirler (dünyada büyüklük taslayanlar) ve mütecebbirler (zorbalık yapanlar) için tercih edildim!” diye övündü Cennet de:
“(Ey Rabbim!) Bana niçin sadece zayıflar ve (insanlar nazarında) düşük olanlar, (hakir görülenler) girer?” dedi Allah Teâla Hazretleri önce cennete hitap etti:
“Sen benim rahmetimsin Kullarımdan dilediklerime rahmetimi seninle ulaştıracağım!” Sonra da cehenneme hitap etti:
“Sen de benim azabımsın Kullarımdan dilediğimi seninle azablandıracağım!” (Her ikisine yönelerek):
“İkiniz(in de vazifesi var! İkiniz de) dolacaksınız!” buyurdu Ancak cehennem, bir türlü dolmak bilmedi Allah Teâla da ayağını üzerine bastı Derken cehennem:
“Yeter! Yeter!” diye inledi Bu suretle dolmuş olan cehennemin ağzı birbirine kavuştu Allah mahlûkatından hiçbir ferde asla zulmetmez
Cennete gelince, Allah onu yeni mahlûkat yaratarak onu dolduracaktır”
Buhari, Tefsir, Kâf 1, Tevhid 25; Müslim, Cennet 35, (2846); Tirmizi, Cennet 22, (2564)
5116 – Ebu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Hakkıyla cehennemlik olan cehennemlikler var ya, onlar cehennemde ne ölürler ne de yaşarlar Lâkin günahları -yahut hataları denmiştir- sebebiyle ateşe dûçar olan birkısım kimseler vardır ki, ateş onları tamamen öldürür Yanıp kömür olduktan sonra, kendilerine şefaat edilme izni verilir Böylece grup grup getirilirler ve cennet nehirlerine dağıtılırlar Sonra:
“Ey cennet ehli! Bunların üzerlerine su dökün” denilir Bunlar, sel yatağında biten bir ot gibi yeniden biterler”
Müslim, İman 306, (185)
5117 – Yine Ebu Sa’id radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Mü’minler cehennemden kurtarılıp, cennetle cehennem arasındaki köprüde bir müddet hapsedilirler Bu sırada, aralarında dünyada geçmiş olan haksızlıklar kısas edilir Böylece günahlardan temizlenip paklandıktan sonra cennete girmelerine izin verilir Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl’e yemin olsun, onlardan herbiri, cennetteki evini, dünyadaki evinden daha iyi bilir”
Buhari, Mezalim 1, Rikâk 48
5118 – İmran İbnu Husayn radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Muhammed aleyhissalâtu vesselâm’ın şefaati ile, birkısım insanlar cehennemden çıkacak, cennete girecektir Bunlara cehennemlikler denecektir”
Buhari, Rikak 513, Ebu Davud, Sünnet 23, (4740); Tirmizi, Cehennem 10, (2603)
5119 – Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cehenneme giren iki kişinin oradaki bağırtıları şiddetlenecek Allah Teâla Hazretleri: “Çıkarın bunları!” buyuracak Onlara:
“Niçin bağırıyorsunuz?” diye sorulacak Onlar:
“Bize merhamet edesin diye böyle yaptık!” diyecekler Rab Teâla:
“Benim size rahmetim, gidip kendinizi ateşe atmanız şeklindedir!” buyuracak Onlar gidecekler Biri kendisini ateşe atacak Allah da ateşi ona soğuk ve selametli kılacak Diğeri kalkar fakat kendini ateşe atamaz Allah Teâla hazretleri:
“Arkadaşının attığı gibi, seni de kendini atmaktan alıkoyan nedir?” diye sorar Adam:
“Ey Rabbim, beni ondan çıkardıktan sonra oraya bir kere daha göndermeyeceğini ümid ediyorum!” der Allah Teâla hazretleri:
“Haydi ümidini verdim!” der İkisi de Allah’ın rahmetiyle cennete sokulurlar”
Tirmizi, Cehennem 10, (2602)
5120 – İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cennete en son giren kimse, bazan yürür, bazan ağlar Ateş de arada sırada onu yalar geçer Cehennemi tamamen geçince dönüp ona bir nazar eder ve:
“senden beni kurtaran Allah münezzehdir! Allah Teâla hazretleri, bana evvelin ve ahirinden hiç kimseye vermediği şeyi verdi!” der Derken ona bir ağaç gösterilir
“Ya Rabbi! der, beni şu ağaca yaklaştır da altında gölgeleneyim, suyundan içeyim!” Allah Teâla hazretleri:
“Ey âdemoğlu! Dilediğini versem benden başka bir şey istemezsin değil mi?” der Adam:
“Ey Rabbim, ondan başka bir şey istemeyeceğim!” der ve başka bir şey istemeyeceğine dair söz verir Rabbi de onun özrünü kabul eder Çünkü o, sabredemeyeceği şeyi görmüştür Onu ağaca yaklaştırır Adamcağız, onun gölgesinde gölgelenir, suyundan içer Sonra adama, evvelkinden daha güzel bir ağaç daha gösterilir Dayanamayıp:
“Ey Rabbim! Beni şuna yaklaştır, gölgesinde gölgeleneyim, suyundan içeyim, artık senden başka bir şey istemeyeceğim!” der Allah Teâla:
“Ey âdemoğlu! Bana öncekinden başkasını istememeye söz vermemiş miydin? Ben seni yaklaştıracak olsam başka şeyler isteyeceksin!” der Adam, başka şey istemeyeceği hususunda söz verir Rabbi de onu mazur görür Çünkü o, sabredemeyeceği şeyi görmüştür Adamı ona yaklaştırır Adam onun gölgesinde gölgelenir, suyundan içer
Sonra ona cennetin kapısının yanında bir ağaç yükseltilir Bu ağaç diğer ikisinden daha güzeldir Adam yine:
“Ey Rabbim” Beni şuna yaklaştır da gölgesinde gölgeleneyim, suyundan içeyim, senden başka bir şey istemiyorum!” der Rab Teâla:
“Ey âdemoğlu! Sen ondan başka bir şey istemeyeceğine dair bana söz vermemiş miydin?” der Adam:
“Evet, Rabbim! Senden başka bir şey istemeyeceğim!” der Rabbi onu mazur görür Çünkü o, sabredemeyeceği bir şey görmüştür Onu bu ağaca yaklaştırır Adam ona yaklaştırılınca cennet ehlinin seslerini işitir (Dayanamayıp):
“Ey Rabbim! Beni cennete sok!” der Rab Teâla:
“Ey âdemoğlu! Beni senden kurtaracak şey nedir! Dünya kadarını ve beraberinde mislini versem razı olur musun!” der Adam:
“Ey Rabbim! Benimle istihza mı ediyorsun? sen ki âlemlerin Rabbisin!” der”
İbnu Mes’ûd bu noktada güldü ve: “Niye güldüğümü sormuyor musunuz?” dedi
“Niye güldün söyle!” dediler
“Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm da böyle gülmüştü “Niye güldünüz?” diye soruldu da:
“Rabbülalemin’in, adamın “Sen ki âlemlerin Rabbisin, benimle istihza mı ediyorsun?” demesine gülmesine gülüyorum!” dedi
Allah Teâla Hazretleri:
“Ben seninle istihza etmiyorum Lâkin ben, Azimüşşân dilediğimi yapmaya kâdirim!” buyurdular”
Müslim, İman 310, (187)

RÜ’YETULLAH (ALLAH’IN GÖRÜLMESİ)
5121 – Cerîr İbnu Abdillah radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm bir dolunay gecesi, aya baktı ve:
“Siz şu ayı gördüğünüz gibi, Rabbinizi de böyle perdesiz göreceksiniz ve O’nu görmede bir sıkışıklığa düşmeyeceksiniz (herkes rahatça görecek) Artık, güneşin doğma ve batmasından önce hiç bir namaz hususunda size galebe çalınmamasına gücünüz yeterse bunu yapın (namazları vaktinde kılın, vaktini geçirmeyin)”
Cerir der ki: “Resûlullah, sonra şu ayeti okudu: “Rabbini güneşin doğmasından ve batmasından önce hamd ile tesbih et” (Tâ-ha 13)
Buhari, Mevâkitu’s-Salât 6, 26, Tefsir, Kâf 1, Tevhid 24; Müslim, Mesacid 211, (633); Ebu Davud, Sünnet 20, (4729); Tirmizi, Cennet 16, (2554)
5122 – Hz Süheyb radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
“Cennetlikler cennete girince Allah Teâla Hazretleri:
“Bir şey daha istiyorsanız söyleyin, onu da ilaveten vereyim!” buyurur Cennetlikler:
“Sen bizim yüzlerimizi ak etmedin mi? Sen bizi cennete koymadın mı? Sen bizi cehennemden kurtarmadın mı (daha ne isteyeceğiz?)” derler Derken perde açılır Onlara, yüce Rablerine bakmaktan daha sevimli bir şey verilmemiştir”
Süheyb der ki: “Resûlullah bu sözlerinden sonra şu ayeti tilavet buyurdular (Mealen): “İyi iş, güzel amel yapanlara daha güzel iyilik bir de ziyade vardır” (Yunus 26)
Müslim, İmam 297, (181); Tirmizi, Cennet 16, (2555)
5123 – Ebu Zerr radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm’a: “Sen Rab Teâla’nı hiç gördün mü?” diye sordum
“Nurdur, ben O’nu nasıl görürüm” buyurdular”
Müslim, İman 291, (178); Tirmizi, Tefsir, Necm, (3278)
5124 – Mesrûk rahimehullah anlatıyor: “Hz Aişe radıyallahu anhâ’ya dedim ki: “Ey anneciğim! Muhammed aleyhissalâtu vesselâm Rabbini gördü mü?” Bu soru üzerine:
“Söylediğin sözden tüylerim ürperdi Senin üç hatalı sözden haberin yok mu? Kim onları sana söylerse yalan söylemiş olur Şöyle ki: Kim sana: “Muhammed Rabbini gördü” derse yalan söylemiş olur
(Hz Aişe bu noktada, sözüne delil olarak) şu ayeti okudu (Mealen): “Onu gözler idrak edemez, O ise gözleri idrak eder” (En’âm 103)
Devamla dedi ki: “Kim sana derse ki Muhammed yarın olacak şeyi bilir, yalan söylemiştir Zira ayet-i kerimede (mealen): “Hiçbir nefis yarın ne kesbedeceğini bilemez” (Lokman 34) buyrulmuştur Kim sana “Muhammed’in vahiyden birşey gizlediğini söylerse o da yalan söylemiştir Çünkü ayet-i kerimede (Mealen): “Ey Peygamber! Sana Rabbinden her indirileni tebliğ et Şayet bunu yapmazsan Allah’ın risaletini tebliğ etmiş olmazsın” (Maide 67) buyrulmuştur Lakin Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm Cibril’i (suret-i asliyesinde) iki sefer görmüştür”
Buhari, Tefsir, Maide 7, Bed’ü’l-Halk 6, Tefsir, Necm 1, Tevhid 4; Müslim, İman 287, (177); Tirmizi, Tefsir, En’âm, (3070)

CENNETİN VASFI
7291 – Enes İbnu Malik radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselâm buyurdular ki: “Şu dünya ateşiniz var ya! Bu, cehennem ateşinin yetmiş cüzünden bir cüzdür Eğer o, su ile iki kere söndürülmemiş (harareti giderilmemiş) olsaydı, ondan faydalanamazdınız Şurası muhakkak ki, bu dünya ateşi, aziz ve celil olan Allah’a, bir daha eski hararetine döndürmemesi için dua eder”
7292 – Ebu Sa’îd radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “(Cehennemde) kafirin vücudu büyür Öyle ki bir azı dişi Uhud dağından büyük olur Vücudunun dişinden büyüklüğü, sizden birinin vücudunun dişinden büyüklüğü gibidir”
7293 – Hâris İbnu Ukayş radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: “Şurası muhakkak ki, benim ümmetimde öyle şefaati makbul kimseler var ki, birinin şefaatiyle Mudar kabilesinin insanlarından daha çok kimse cennete girecektir Benim (davetime muhatap olan) ümmetimden öylesi de var ki, vücudu ateş için irileşir ve cehennemin bir köşesini teşkil eder”
7294 – Hz Enes radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Ağlama, cehennem ahalisi üzerine gönderilir Bunun üzerine onlar da (ağlamaya başlarlar ve) gözyaşları kuruyuncaya kadar ağlarlar Sonra (yaş yerine) kan ağlarlar Öyle ki yüzlerinde kanallar meydana gelir Eğer bu kanallara gemiler salınsa gemiler yürür”
7295 – Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kıyamet günü ölüm getirilir Sırat üzerinde durdurulur ve: “Ey cennet ahalisi!” diye nida edilir Cennettekiler, (bu çağrı üzerine) içinde bulundukları (o güzel) yerden çıkarılacakları korku ve heyecanıyla bakarlar Sonra da: “Ey cehennem ahalisi!” diye nida edilir Onlar da içinde bulundukları (o fena) yerden çıkarılacakları ümid ve sevinciyle bakarlar (Ölüm gösterilerek) “Bunu tanıyor musunuz?” denilir (Cennetlikler ve cehennemlikler hepsi bir ağızdan “Evet! Bu ölümdür” derler”
Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdu ki: “Bundan sonra emredilir ve Sırat üzerinde ölüm kesilir Sonra her iki tarafa birden: “Haydi bulunduğunuz hal üzere ebediyet sizindir, burada artık ölüm yoktur” denilir”
CENNETİN EVSAFI
7296 – Ebu Sa’îdi’I-Hudrî radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Cennette bir karışlık yer (ebedi olduğu için, fani olan) küre-i arz ve üzerinde bulunanlardan -dünya ve içindekilerden- daha hayırlıdır”
7297 – Sehl İbnu Sa’d radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Cennette bir kamçılık yer (ebedi olduğu için, fani olan) dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır”
7298 – Üsâme İbnu Zeyd radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalâtu vesselâm bir gün Ashab-ı Kir—–: “İçinizde cennet için gayret edecek kimse yok mu? Zira cennetin eşi yoktur Kâ’be’nin Rabbine yemin ederim ki, cennet, parıl parıl parlayan nurları, güzel kokulu üğrünen yeşillikleri, sağlam yüksek köşkleri, devamlı akan nehirleri, çok çeşitli olgun meyveleri, güzel genç zevceleri, pek çok takım elbiseleri ile yüksek, sağlam ve güzel saraylarda saadet ve yüz parlaklığı içinde yaşanan ebedi mekandır” buyurdu Sahabiler: “Biz zaten onun için gayretteyiz, ey Allah’ın Resulü!” dediler Aleyhissalâtu vesselâm: “İnşaallah!” deyiniz” dedi ve sonra cihaddan söz açtı ve ona teşvik etti”
7299 – Ebu Ümame radıyallahu anh anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Allah’ın cennete soktuğu hiç kimse yoktur ki, onu yetmişiki zevce ile evlendirmiş olmasın Bunlardan ikisi hüru’l-ayn (siyah gözlü), yetmiş tanesi cehennemliklerden kendine düşen mirasıdır Bu kadınlardan herbiri şehvet çekicidir ve cennetlik her erkeğin şehvet gücü dâimidir”
Hişam İbnu Halid der ki: “(Hadiste geçen) “Cehennemliklerden kendine düşenmirası” ibaresinden maksad, cehenneme giren erkeklerdir; bunların kadınlarına cennet ehli varis olurlar, tıpkı Firavun’un hanımına varis olunduğu gibi”
7300 – Hz Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resülullah aleyhissalâtu vesselam buyurdular ki: “(Cennette) sizden herbirinin iki tane menzili vardır: “Bir menzili cennette, bir menzili de cehennemde Ölünce cehenneme girerse cennet ehli onun menziline varis olur İşte Allah Teâla hazretlerinin şu sözü bu durumu teyid eder: “İşte onlar varislerin

“Cehennemle ilgili Ayetler” üzerine bir yorum

  1. ALLAH bizleri cehennem azabından kurtarsın… cehennem öyle birşeydir keşke insanı delirtse ama diri diri yakıyo inanılmaz 🙁

    Yanıtla

Yorum yapın